Thomas Edison amcamız ne demiş:
Genius is 1 percent inspiration and 99 percent perspiration.
İngilizce bilmeyen olabilir; Bu cümle bize dahi olarak tanımladığımız kişilerin aslında ufacık bir ilham tohumunu büyük bir çınara çevirmek için çok çalışan ve her zaman umudunu koruyabilen insanları anlatıyor.
Gerçekten de öyle değil mi? Sadece zeka bizi nereye kadar taşıyabilir? Ne kadar umudumuzu korur?
Neden Bu Lafa Bu Kadar Takıldın Ya Mustafa Derseniz?
Takılmam mı ey arkadaş? Bu cümleyi tekrar tekrar okuyorum, sağa sola yazıyorum ki, en büyük ayıp olan cahillik beni aniden yakalamasın.
Şimdi cahillikle ne alakası var derseniz, ona da cevabım geliyor.
Cahillik, tamamen idrak ile alakalıdır. Çevreyi idrak etmek, insanları idrak etme, Allah’ı idrak etmek vs…
İdrakı zayıf insan cahillikten kurtulamaz. Cahillikten kurtulamayan insan idrak edemez. İdrak edemeyen insan miskinliğe yönelir. Çalışmayı, düşünmeyi unutur. Bunların hepsi birbirini uzunca süre takip eder. İnsanoğlu, ne zaman bu zincirin dışına çıkmaya başlar, işte o zaman hayat ona kolaylaşır. Umut doğar.
Umudun Dogusu
İnsanın kalbine umut yeşerdi mi, o zaman hayat aniden değişir (drastically changes). İnsanı azimli kılan, umudunun peşinden koşması değil, umudunu kaybetme korkusudur.
Çünkü eğer umudumuzu kaybedersek, o kısır döngüye geri dönebiliriz.
Sonunda Mutluluk?
Umudumuz peşinde koşarken ayağımız pek çok kere tökezler. Yolu sakince kat edelim ki, tökezlemeler bizi daha güçlü kılsın. Ayağımız, kanadımız kırılmasın.
Umudunu kaybetmezsen, istediğini elde etmesen de, mutluluğu yakalarsın. İnsan ne için yaşar ki?
Ya da umudunu kaybeder, cahillik adlı belanın sana tekrar kucak açmasına izin verirsin.
Cahillik ve mutluluk arasındaki ince çizgi bana göre işte böyle.
Allah bizleri idrakı güçlü, umudu bitmeyen ve mutlu kullarından eylesin.







