Cahillik mi? Vicdansızlık mı?

Bugün başıma gelen bir olayı anlatmak istiyorum…

Tarih 25 Ekim 2014, Cumartesi. Saat 15 suları. Yer Mecidiyeköy Meydanı.

Cevahir AVM’nin önünden hemen geçmiş Mecidiyeköy meydana doğru yürüyordum. Dükkanların önünden geçerken, İngilizce kurs broşürü dağıtan çocuklar dikkatimi çekti. Oldukça yoğun olan o saatlerde daha çok yalnız başına yürüyen genç kadınlar, kurs reklamı yapılmak için hedef seçiliyordu.

Çok kısa süre içerisinde idrak ettiğim bu manzara karşısında, bir yandan adım atarken, bir yandan da broşür dağıtan bir gence kilitlendim. Gözüne kestirdiği tahminen 16-17 yaşlarındaki bir kızımıza, “büyük ihtimal bu kız bana karşı çıkamaz ve İngilizce bilmiyordur” zihniyeti ile yaklaşınca endişelerim artmaya başladı. Daha sonra 10-15 saniye boyunca, onunla hızlı adımlarla yürüyen bu genç, kızın pes edip durması ile birlikte onu aleni şekilde duvara sıkıştırdı. Maalesef kızımız bu terbiyesiz mahluka sert bir çıkışta bulunamadığından, bu namus düşmanı duvara sıkışmış kızın dibine kadar girip, kursu anlatmaya başladı. Yabancıların “Personal Space” dediği “Kişisel Alan”, iş/özel ilişkilerde çok dikkat ettiğim ve kimi zaman çok rahatsız olduğum bir mevzudur. Kızın duvarda sıkışmış olması, üzerine bu gencin kızın kişisel alanını tamamen yok sayması ilk başta cahillik gibi görünüyordu. Çünkü çocuk güya sadece işini yapıyordu…

Empati?

Ben ise olayları dehşetle takip ederken, bu olaya sessiz kalırsam bunun insanlığa, vatana, millete, Allah’a ihanet olacağı gibi kavramları düşünmeye ve vicdanımı sorgulamaya başladım. O anda düğmeye bastım ve kız ile gencin arasına girdim. Gence, “Senin kız arkadaşını, kardeşini biri bu kadar süre rahatsız etse, daha sonra da zorla durdurup aleni şekilde taciz etse ne yapardın?” diye sordum. Bir anda karşısında beni soruma ve alevli bakışlarıma maruz kalan genç önce tedirgin olduktan sonra orada tek olmadığını, geri adım atarsa kaybedeceğini düşünerek, kabadayılık yapmaya başladı.

Soruyu sorarken ki amacım çocuğun vicdanını ölçmekti aslında. Çocuğun kendini tekrar sorgulamasını, üzülmesini belki de utanmasını beklemiştim. Daha sonra anladım ki, bu çocuk cahil falan değil, vicdansız idi. Her zaman dert yanarız ya, “Cahillik kötüdür. Halkımız çok cahil. Müslümanlar çok cahil.” Hayır malesef sadece cahil değiliz. Aslında çok vicdansızız. Korkmamız gereken cahiller değil. Vicdansızlar. Cahil bir insanın yapabilecekleri bir yere kadardır. Vicdansız insan ise ister cahil ya da dünyanın en eğitimli, aydın insanı olsun vicdansızdır ve çok tehlikelidir. Çünkü kendinden başkasını düşünmez, empati yapamaz.

Vicdan Sahipleri de Kardeştir

Şimdi yazımı okurken belki de, olayın devamının nasıl geliştiğini merak ettiniz. Hemen söyleyeyim. Genç bana “Sen kimsin? Sana ne? Senin neyin oluyor? Ben işimi yapıyorum, karışamazsın…” gibi bahaneler ve tehditler savurdu. Ben ise ona, o kızın hiçbirşeyi olmam gerekmediğini fakat kardeşim olduğunu söyledim. Kardeşim derken kızın gözündeki mutluluk, güven ve korunmuşluk hissini size anlatamam. Hala gözümün önünde. Şaka ile bile olsa yalan söylemekten/söyleyenden nefret eden ben, “Kardeşim” derken 1 saniyede kendimi sorguladım. Gerçekten kardeşim miydi? Evet kardeştik. Çocukluğumuzdan beri bize öğretirler ya “Müslümanlar kardeştir.” Evet Müslümanlar kardeştir. Vicdan sahipleri de kardeştir. Kardeşim kelamını o kadar hissederek söyledim ki genç bizi gerçekten ana bir, baba bir kardeş zannetti. Hatta belki güleceksiniz ama neredeyse kız bile kendini benim öz kardeşim zannetmiş olabilir.

Vicdansızlar Korkak Olurlar

Mecidiyeköy’ün orta yerinde cereyan eden bu durum, gencin iki arkadaşının hemen oraya damlaması, gencin bana “Sen şöyle bir gelsene” demesiyle alevlenmek üzereyken, araya giren birkaç kişinin telkinleri ile son buldu. Gerçek şu ki; o gencin gözünde önlenemez bir korku vardı. Çünkü vicdansızlar korkak olurlar. Kapının arkasından ne çıkacağı bile onları dehşete düşürmeye yeter. Çocuk, kaba tabirle erkekliğe b.. sürdürmemek namına bana gel şöyle derken, gözlerinde “Abi bi git de bitsin şu dava, ne yapalım ekmek parası…” mesajı vardı.

İnsanların araya girmesinden sonra ben kız ile birlikte oradan uzaklaştım. Kıza neden durduğunu sordum ve gerektiğinde sesini yükseltmeyi bilmesi gerektiğini anlattım kısaca. Daha sonra o yoluna, ben yoluma. Yoluma derken tabii ki, eve ya da işe değil, dosdoğru ilk gördüğüm polise. O kıza bir şekilde yardım ettik, ya diğerleri?

Trajedi Şimdi Başlıyor

Meydanda ışıklarda duran polis memuruna, olayı anlattım. O da bana “İnsanların bu tür durumlarda şikayetçi olmadıklarını ve birşey yapamadıklarını” anlattı. Ben ise ona vicdan dedim. Gerçekten de insanların şikayetçi olmaması, polisin buna göz yumabileceği anlamına gelmemeli. Polis orada gerek tedbiri, gerek sayı, gerekse tutum olarak almalı. Polis memuru, bana katıldığını fakat amirlerini onlara “Çok meseleye karışmayın, keyfinize bakın” gibisinden telkin verdiğinden bahsetti ve bana olayı BİMER’e yazmam gerektiğini söyledi.

Durum karşısında, çaresizliğe düşen ben ne yapacağımı bilemedim. Yani içimden bir ses “Bir ekip kur, sabahtan akşama bu tiplerle dövüş, savaş.” dedi. Fakat bu bizim işimiz değil. Devlet caydırıcı olsa o vicdan noksanı insanlar en azından iki kere düşünürler.

Bitirirken

“Bana dokunmayan bin yıl yaşasın diyen” vicdansızın en önde gidenidir ve acilen tedavi edilmelidir.

Vicdansız bazı yetkililerin gerekli önlemleri almadığı, caydırıcı güç olamadığı toplumlarda, adaletsizlik zirve yapar. Birilerinin o yetkililere, bir gün Mecidiyeköy’den onların da eşlerinin, kızlarının geçebileceğini hatırlatması gerek…

Terbiyesiz işlere girişen, aleni tehditler savuran, hak yiyenlerden hiçbir zaman korkmayın. Onların yapacağı sadece konuşmaktır. Onların sonu muhakkak ki acı olacaktır.

Hayatın her alanında adına ister empati isterseniz vicdan deyin, başkalarını düşünerek yaşayın. Gizliniz saklınız olmasın. Vicdanla hareket edin, ince hesaplara girmeyin ama ince düşünün. Gün sonunda göreceksiniz ki, hayat hiç olmadığı kadar masum, keyifli ve güzel. Unutmayın, ne ekerseniz, onu biçersiniz!

Sevgiler,

MN

Not: Her türlü şikayetinizi BİMER‘den başbakanlığa iletebilirsiniz.

2 Yorum

  1. Metin dedi ki:

    Siz en doğrusunu yapmışsınız, tebrik ediyorum. Ne yazık ki bu berbat insanlardan o kadar çok var ki baş etmek hemen hemen imkansız. Polisde bu tip olaylara göz yumuyor ve siz şikayette bile bulunsanız hiçbir şey değişmiyor. Ülkemizde genç bir kız belli bir saatten sonra güvenle yürüyemediği gibi, şehrin göbeğinde güpe gündüz tacize bile uğrayabiliyor ve hiçkimse hiç birşey yapmıyor. İşin daha acı yanı ise biz müslüman bir ülkeyiz, sözde edep, terbiye vs. biliyoruz…

    • Mustafa Namoğlu dedi ki:

      Teşekkürler. Biz sözde Müslüman bir ülkeyiz. Kafirlikle kendimizce düşük gördüğümüz batı medeniyetinden insanlığı öğrenemedik bir türlü. Öğrendiğimiz tek şey taklitçilik…

      Bilinçlenmek ve bilinçlendirmek gerek.
      Sevgiler,

Bu Yazı İle İlgili Ne Düşünüyorsunuz?