Hong Kong’a Gitmeden Önce Dikkat Etmeniz Gerekenler

Yine bir iş gezisi, yine bir fuar. Bu sefer Uzak Doğu’nun görkemli şehri Hong Kong‘dan bildiriyorum.

Hediyelik eşya fuarına katılmak için 25 Nisan 2013 tarihinde Hong Kong’a uçtum. İstanbul’dan THY ile direkt uçuş olması oldukça büyük avantaj. Uçuş İstanbul’dan giderken yaklaşık 9, dönerken yaklaşık 12 saat sürüyor. Yani giderken uçakta 2 film izleyip, bolca tıkınıp sonra da güzelce uyursanız hemen bitiveriyor yol.

Sizlere yine samimi izlenimlerimi bildiriyorum. Umarım fayfası dokunur. Çünkü Hong Kong bir Avrupa gibi değil. Tamamen farklı bir kültür. Eğer o taraflara doğru gidecekseniz tavsiyelerimi okumanızda fayda var diye düşünüyorum.

1) Nerede Kaldım/Nerede Kalınır?

Bir arkadaşımın tavsiyesi ile Hong Kong adasının North Point bölgesinde kalan İbis North Point‘de kaldım. Hong Kong uzun süre İngiliz sömürgesi olduğu için birçok bölgenin adı İngilizce isimlerden oluşuyor. Yani North Point duyduğunuz zaman şaşmayın aslında bir bölgenin veya mahallenin adı olabilir. Örneğin Prince Edward gibi bölge ve yol isimleri de bolca mevcut.

İbis North Point, Hong Kong

İbis North Point, Hong Kong

Bu otel hakkında yorum yapmadan önce epey düşündüm ki hem arkadaşıma hem de otele haksızlık yapmayayım. Size öncelikle otelin iyi taraflarını sayayım:

  • Otel, North Point MTR İstasyonuna (metro) sadece 50 metre uzaklıkta ki şehir merkezine (Central veya Wan Chai) gitmek için büyük kolaylık.
  • Odada çay, kahve sürekli yenileniyor. Sabahları gazete geliyor.
  • Çalışanlar güleryüzlü.

Sırada ise otelin eksileri:

  • Oda büyüklüğü 5-10 metrekare civarı. Bu büyüklüğe banyo da dahil. Zamanla ruhunuz daralmaya başlıyor. Eğer sadece 1 gecelik kalıyorsanız tamam ama benim gibi uzun süre kaldıysanız dayanılmaz bir hal alıyor. (8 Gece,9 Gün)
  • Paralı olan açıkbüfe kahvaltısı öyle resimlerde anlatıldığı gibi inanılmaz değil. Vasat derecede.
  • Otelin bulunduğu bölge çok nezih bir yer değil.
  • Asansör sırası beklemek zorunda kaldığınız oluyor.
  • Oda temizliği çok iyi değil.

Özetle otelden çok memnun kaldığımı söyleyemem.

2) Nereleri Gezdim?/Görülmesi Gereken Yerler

Hong Kong’da görebileceğiniz birçok eğlence merkezi, lunapark, müze vb. atraksyonlar var. Sınırlı vaktim olduğu için gidebildiklerimi sizin için derledim:

The Peak

Hong Kong’da kime sorsanız size önereceği bir nokta The Peak. Türkçe anlamı tepe, zirve noktası demek.The Peak’e ulaşınca sizi eşsiz bir Hong Kong manzarası bekliyor. Zirveye ulaşmak için en hızlı ve eğlenceli yol Peak Tram denilen tramvayı kullanmak.

30 Mayıs 1882 yılında ilk defa hizmet vermeye başlayan tramvay yıllardır Hong Kong’luları tepeye taşıyor. Tepede ne var derseniz, aslında sadece ev ve otel. The Peak yeşilin içinde yaşamak isteyen ve epey parası olan insanların mağbedi. Zirveye çıkarken bir bölüm var ki, daha sonra öğrendiğime göre orada bulunan apartman daireleri dünyanın en pahalı evleriymiş. Birim m2 fiyatı en yüksek apartmanlarıymış. Bunun önünden geçerken gördüğünüz otoparkdan da anlayabiliyorsunuz. Bir sitenin otoparkını düşünün ki içinde yüzlerce Ferrari, Maserati, Lamborghini vs. olsun.

Tramvay içinden bir foto.

Tramvay içinden bir foto.

Zirveye vardığınızda içinde alışveriş yapabileceğiniz, yemek yiyebileceğiniz ve dinlenebileceğiniz The Peak Tower var. Bunun içinde aynı zamanda Hong Kong’un balmumu müzesi Madame Tussauds’u da bulunuyor. (En büyüğü ve ünlüsü Londra’da) Sky Tower’ın en üstüne Sky Terrace 428 demişler ki açıkca söyleyeyim çok bir numarası yok.

Tepeye çıktığınızda manzara.

Tepeye çıktığınızda manzara.

The Peak Tower içinde aynı zamanda birçok restoran bulunuyor. Ben daha önce Los Angeles‘ta da gittiğim Buppa Gump’ı tercih ettim. Aşağıda Neler Yedim? bölümünde okuyabilirsiniz.

Ngong Ping 360

Şehir merkezinden uzunca bir süre metro ile seyahat ettikten sonra Ngong Ping 360’a vardım. Vardım da, bir uzunca süre de vagona binmek için sıra bekledim. Sırayı beklerken sürekli bana çarpan adama bizim tabirle “uçasım” geldi. Neyse sorunlu taraflarını bırakalım da, güzel taraflarından bahsedelim.

Adamı açık açık teşhir ediyorum!

Adamı açık açık teşhir ediyorum!

Ngong Ping 360, yeşillikler arasında bir teleferik. Yani teleferikten başka birşey beklemeyin hayal kırıklığına uğrarsınız. Havada (teleferik üstünde) geçirdiğiniz süre yaklaşık 5 dakika. Gittiğiniz noktada sizi dünyanın en büyük buda heykellerinden bir tanesi bekliyor olacak. Bunun dışında klasik çarşı-pazar da tabii ki var.

Teleferik macerası heyecanlı fakat kısa sürüyor.

Teleferik macerası heyecanlı fakat kısa sürüyor.

Teleferik turu sonunda vardığınız yerde birçok görülmeye değer yer bulunmakta.

Teleferik turu sonunda vardığınız yerde birçok görülmeye değer yer bulunmakta.

Buda tapınaklarını gezerken “The Peak” diye bir levha dikkatimi çekti. The Peak, Türkçe olarak “Tepe-Zirve” anlamına geldiği için eşsiz bir manzara ile karşılaşmak umudu ile yolu takip ettim. Bir süre gittikten sonra, oldukça dik, dönemeçli ve bitmek bilmeyen merdivenler zinciri ile karşılaştım. 10-15 dk. tırmandıktan sonra herhalde az kalmıştır diye tırmanmaya devam ettim. Sonra bir 10-15 dk. daha tırmandım. (Merdivenleri çıktım.) Sonra bir daha ve bir daha. Bir de baktım ki merdivenler bitmiyor, bitmek bilmediği gibi benden başka kimse yok etrafta.

Nam-ı değer merdivenler!

Nam-ı değer merdivenler!

Daha sonra düzlük bir alana vardım. Vardığım yerde “Dikkat ölüm tehlikesi” vb. gibi uyarılar görünce doğal olarak tırsmaya başladım. Bulunduğum yer, denizden 810m yükseklikteydi.

ngong_peak_uyari

Bu sırada çok fena yağmur ve fırtına başladı. Ben hayatımda öyle bir fırtına görmedim. İşin güzel tarafı hava soğuk değildi. Esen rüzgar da üşütmüyordu. İşin daha da kötü tarafı ise benim o yüksekliğe öylesine çıkmış olmam, yanımda hiçbir erzak olmaması, donuma kadar ıslanmış olmam vs. gibi nedenlerdi.

Tepede tek başıma, ıslanmıi halde.

Tepede tek başıma, ıslanmıi halde.

Sözü çok uzatmayayım. Islak kayalardan kaya, kaya düşe düşe geri dönmeyi başardım. O kadar çok yağmur yağıyordu ki, cebimin içi su dolmuştu ve telefonum bozulmuştu. Döndüğümde hemen gidip aşağıdaki mağazalardan t-shirt, kazak vs. aldım. Çünkü artık üşümeye başlamıştım. Hayatımın tecrübesi oldu! Bilmediğin yerlere kafana göre ve tek başına dalma! Allah korusun orada ayağım kaysa düşsem başımı vursam kimse beni görmezdi. Bağırsam bile duyulmazdı. Neyse Allah korudu işte.

The Ladies Market

Ladies Market, Türkçe olarak Kadınlar Pazarı, oldukça karmaşık ve göreceli olmakla beraber pis bir yer. Pazarı, dünyaca ünlü yapan ise yüksek pazarlık marjları. Size 500 HKD (Hong Kong Doları) olarak fiyatlandırılan bir ürünü 60-70 HKD’ye alabiliyorsunuz. Blöf yapmak, başka yerlere de soracağını söylemek vb. taktikler oldukça işe yarıyor.

Çok sıkı pazarlık yapmanızı öneririm, aksi halde iki adım ötede aldığınız ürünü daha ucuza gördüğünüz zaman emin olun hiç hoşunuza gitmeyecek.

Satıcılar genellikle sizi pazarlığın bir kısmında “Sen de çok iyi pazarlık yapıyorsun, yeter!” tarzında cümleler ile kandırmaya çalışabilir. Böyle bir cümle duyduğunuzda anlayın ki yolun yarısındasınız.

Pazardan genel bir görünüm.

Pazardan genel bir görünüm.

Tsim Sha Tsui Harbour

Tsim Sha Tsui, bölge olarak daha lüks, eğlence ve alışveriş mekanlarının olduğu bir yer. Hemen harbour yani iskelede oldukça büyük bir alışveriş merkezi bulunmakta. Bu alışveriş merkezinde yazının devamında bahsettiğim BLT Steak gibi birçok kaliteli restoran bulunmakta. Bu restoranların birçoğunun deniz manzarası da bulunmakta.

Rubber Duck ve Harbour

Rubber Duck ve Harbour

Hollandalı tasarımcı Florentijn Hofman’ın ünlü Rubber Duck’ı benim şansıma Tsim Sha Tsui iskelesinde idi. Biz de MUGO olarak B.Duck distribütörü olduğumuz için ördek benim ilgimi biraz daha fazla çekiyor.

Victoria Park (Pazar Günü)

Victoria Park, Hong Kong içerisinde insanların toplanıp, pinkik yaptığı büyük yeşillik bir alan. Daha çok Endonezyalı insanların toplantığı bu yerde, özellikle Pazar günleri yer bulmak pek mümkün olmuyor. İnsanlar yollara çarşaflar seriyor, üzerinde namaz kılıyor, piknik yapıyor, oyun oynuyor vs.

İlginç Arkadaşlar

İlginç Arkadaşlar

Parkın bazı bölgerinde ise kendine has show ve kabilelere denk gelebilirsiniz. Yukarda gördüğünüz arkadaşlar, cam yiyor, birbirlerini kırbaçlıyor vs ilginç danslar yapıyorlar. Tam anlamıyla ağzım açık izledim diyebilirim. Pazar günü gündüz başka bir planınız yoksa şiddetle tavsiye ediyorum burayı görmenizi.

3) Neler Yedim?

Hong Kong’da yemek demek cesaret demek. Sözü fazla uzatmadan size o kültüre ait Dim Sum‘ı tanıtmak istiyorum. Çin Mantısı veya buharda mantı gibi isimlere sahip olan Dim Sum, tahta kaplar içerisinde pişiriliyor. Dışında saydam pirinç tarzında bir doku bulunuyor. Yani bizdeki mantı gibi hamur açılmıyor. Mantının iç kısmı ise tamamen size kalmış. İster et, ister tavuk, isterseniz tatlı birşeyler.

Dim Sum

Dim Sum

Dim Sum dışında geleneksel restoranlarda envayi çeşit pilav bulabilirsiniz. Domuz yemeyenler için, sipariş verirken dikkatli olunmasını öneririm.

Size Hong Kong’a giderseniz kesinlikle Coco Tea‘yi öneririm. Sıcak bir Hong Kong gününde ilginç bir meyve suyu içmek isterseniz kesinlikle buraya uğrayın. İlginç derken emin olun ki burada içeceğiniz içecekleri başka bir yerde görmemişsinizdir.

Coco Tea

Coco Tea

Beni şaşırtan durumlardan bir tanesi de McDonald’s oldu. Tamam kabul ediyorum Türkiye’de de McTurco var ama, McDonald’s da pilav görünce şok oldum. İster tavuklu, isterseniz dana etli şekilde alabiliyorsunuz pilavı. Menü içinde pilav + içecek var.

McDonalds'ta Pilav? Hayır.

McDonalds’ta Pilav? Hayır.

McDonald’s ile ilgili eklemek istediğim birkaç şey daha var. Hong Kong’da özellikle metro hatları üzerinde (ki nerdeyse tüm şehir metroyla örülmüş) 500 metrede bir McDonald’s bulunmakta. Bu restoranların ortak özelliği neredeyse hepsinin 24 saat açık olması. Yani Hong Kong’da her zaman size yemek opsiyonu olabilecek bir McDonald’s bulabilirsiniz. Bazen yeni tatlar denemeye cesaretiniz olmadığında bu durum sizin için kurtarıcı olabilir.

Hong Kong’da dolaşırken birçok Bakery/Patisserie (Fırın/Pastane) göreceksiniz. Buralarda anglosakson kültürün etkilerinden dolayı çok farklı pastalar, ekmek çeşitleri vs. bulabilirsiniz. Özellikle bizim çok alışık olmadığımız mango, papaya, dragon fruit gibi meyvelerden yapılan ilginç pastaları denemenizi tavsiye ederim.

Ağzımın suyu tekrar aktı...

Ağzımın suyu tekrar aktı…

Gelelim restoran tanıtımlarına:

One Dim Sum

İnternette araştırırsanız, Hong Kong’daki en iyi puana sahip restoranlardan bir tanesi olduğunu hemen keşfedeceksiniz. One Dim Sum, gerçekten de lezzeti ve uygun fiyatı ile herkese hitap eden bir restoran. Bizim nasıl kebapımız ünlü ise, onların da Dim Sum‘ı meşur. Yeri kuytu köşe bir yerde, fakat önünde kuyruğu görünce oranın One Dim Sum olduğunu anlayabiliyorsunuz.

Ben tek gittiğim için 5-10 dk. sonra yer bulabildim. Çoklu gruplar için yer bulmak o kadar olmayabiliyor. Restorana ilk gittiğinizde size çay getiriyor. Bu sizi şaşırtmasın. Ben ilk olarak biraz sebze istedim. Sonra resimde görebileceğiniz gibi tavuk-mantarlı pilav ve tatlı olarak adını hatırlayamadığım dim sum istedim.

one_dim_sum

BLT Steak

Tsim Sha Tsui Harbour’da (limanında) steak yemek isterseniz bu deniz kenarı restoranı tercih edebilirsiniz. Mekan iç tasarımı ve atmosferi ile zaten sizi cezbedecektir. Ben gittiğimde açık büfe vardı ve bitmek üzereydi. Bu nedenle diğer alternatiflere yönlendim;

Ekmek ve Tereyağ

Ekmek ve Tereyağ

İlk olarak taze ekmek ve tereyağ getirdiler. Aman Allah’ım! Yok böyle bir lezzet derler ya. İşte tam olarak o! Ekmeğin içi yumuşacık, üstü çıtır ve sıcak. Tereyağ ise çok taze ve yumuşacık. Ekmeğin içinde öyle güzel eriyor ki mazallah kendinizi kaybedersiniz. Yemek siparişi verdikten sonra ekmek ve tereyağa tam anlamıyla gömüldüm. Daha sonra baktım yemeğin gelmesine daha var, bir porsiyon daha istedim birazık arsızlık ederek.

Daha sonra aşağıda resimlerini görebileceğiniz, et, fırınlanmış patates, patates kızartması ve çikolatalı tatlı yedim. Etin üstü fazla kurumuştu, fırınlanmış patates ve kızartmasının ise gerçekten bir özelliği yoktu. Hatta kötüydü. Tatlı ise enfesti! Bunun dışında nedenini bilmiyorum ama restoran personeli hiç sıcak davranmadı. Yorgun ve bitkin gözüküyorlardı. Herhalde bana öyle denk geldi. Neyse bu restoranı sadece ekmek ve tereyağ için denemenizi tavsiye edeceğim.

Steak, Fırın Patates, Patates Kızartması

Steak, Fırın Patates, Patates Kızartması

Yardbird

Basketbol oynarken tanıştığım Amerikalı arkadaşlarımın beni davet ettiği Yardbird, Hong Kong’un en ünlü restoranlarından. Aynı zamanda Asia’daki en iyi restoranlar arasında gösteriliyor. Bu kadar reputasyona sahip olmasına karşın, kasıntı bir yer değil merak etmeyin. İnsanların aynı zamanda takılıp, muhabbet ettikleri pub-restoran karışımı bir yer Yardbird.

Restoranın ünlü olmasının bir temel sebebi, yaratıcı ve ilginç yemek çeşitleri. Aşağıda resimlerini görebileceğiniz gibi, hayatımda hiç yemediğim ve tadını oldukça beğendiğim birçok lezzet tanıma fırsatı buldum burada. Yemek tercihlerinizde dikkatli olmanızı tavsiye ederim. Domuz ürünü içeren birçok çeşit de bulunmakta. Yardbird’de ağırlıklı olarak Japon mutfağına ait özel yiyecekler bulabilirsiniz. Bana sorarsanız Hong Kong ziyaretinizde mutlaka gitmeniz gerek bir yer burası. (Rezervasyon yapmayı unutmayın, özellikle haftasonları!)

Asya'nın en iyi 50 restoranından biri.

Asya’nın en iyi 50 restoranından biri.

H.E.A.T

Japon mutfağından sonra gelelim Vietname mutfağına. HEAT oldukça basit, lezzetli bir o kadar ekonomik Vietnam yiyecekleri sunuyor. Ben bir öğle yemeği için gittim ve gerçekten memnun kaldım. Her zaman derim! Bir restorana iyi demek için tattığınız her şeyin lezzetli olması gerekir. İşte burası da tam olarak öyle.

Hazır menülerden bir tanesini tercih ettim. Bu menüde bir içecek, sınırsız açıkbüfeden starter ve bir adet ana yemek bulunuyordu. Açık büfede başlangıçlar oldukça lezzetliydi. Buradan hem salata, hem de kızarmış sebze roll’ları denedim. Çok keyif aldım. Daha sonra köri soslu tavuk ve pilavla yemeğimi tamamladım. Fiyatı da oldukça uygundu.

H.E.A.T Vietnam Mutfağı

H.E.A.T Vietnam Mutfağı

Buppa Gump

Buppa Gump ismini Forrest Gump filmini seven bilir, aşık olan ise ezberler. Küçüklüğümüzün altın filmi olan Forrest Gump ve o karakteri canlandıran Tom Hanks, bu restorana ne zaman gitsem karşımda oturuyor gibi hissettirir bana.

Hong Kong’un ikonik noktalarından The Peak Tower içinde bulunan Buppa Gump, dünya standardını korumuş ve aynı lezzette, çok iyi kalitede deniz ürünlerini bu noktada yine bizlere sunmuş. Yılda bir kere yiyebildiğim için tabii ki Seafood Feast aldım ve tam anlamıyla yediğim yemekten tatmin oldum. Daha önce Los Angeles’ta gittiğim hatta hakkında yazı yazdığım bu restoranı nerede bulursanız bulun, kesinlikle deneyin!

Buppa Gump

Buppa Gump

İstanbul Express

Biz Türkler, yurtdışına gittiğimizde muhakkak Türk restoranlarını arar bulur deneriz. En azından ben öyle! Tabii ki Hong Kong’da da bu geleneğimizi devam ettirip, İstanbul Express’i keşfettim.

Hong Kong maceram yaklaşık 10 gün sürdüğünden ve yemek yerken çok hassas olmamdan dolayı, Türk restoranına gitme ihtiyacım sık sık beliriverdi. İş ziyareti esnasında tanıştığımız arkadaşlarımızı da bu restoranda ağırlayıp onlara kültürümüzü göstermek istedim. Restorana geldiğimizde masanın donanmış olduğunu görünce misafirlerimin ağzı birazcık açık kaldı. Allah bilir Türkiye’ye gelseler daha neler yaparım ben onlara! (Kaburgalar, dolmalar, kadayıflar vs…)

Eğer Hong Kong’da Türkiye’ye özlem duyarsanız buyurun burayı deneyin. Hem çok merkezi, hem lezzetli, hem de makul!

İstanbul Express, Hong Kong

İstanbul Express, Hong Kong

4) Genel Notlar

  • Dünya’nın hiçbir yerinde görmediğim hijyenik önlemler ile karşılaştım. Örneğin Asansörlerin tuşlarının üzerine ayrı bir şeffaf örtü yapıştırıyorlar ve bunu saatte bir temizliyorlar. (Sanitize ediyorlar) Metro’da (MTR) yürüyen merdivenlerin tutunma yerlerini sık sık temizliyorlar.
  • Hong Kong gerçekten düzenli bir şehir. Anglosakson şehir planlaması ve sosyal düzenini burada da rahatlıkla görebiliyoruz. (Bknz. Anglosakson)
  • Ordaki bir Türk’den duyduğuma göre, sigara atmanın cezası yaklaşık 300 Amerikan dolarıymış. Sokakta sağlık bakanlığına bağlı ekipler geziyor ve sizi görürse anında ceza kesiyor. (Yırtma şansınız yok!)
  • Filipinlilere dikkat edin. (Özellikle kızlarından uzak durun.)
  • Hong Kong’da özellikle gençlerde ciddi bir spor kültürü var. Tüm gençler akşam olunca (hava sürekli ılık olduğundan) sokağa çıkıp, basketbol ve futbol oynuyorlar. Ben neredeyse hergün basket oynamaya gittim. Çok hızlı ve iyi basketbolcular ile karşılaştım.
Aniden sağnak bastırabiliyor.

Aniden sağnak bastırabiliyor.

Tavsiyeler

  • Octopus card alın. Böylece toplu ulaşımda epey tasarruf edebilirsiniz.
  • Her türlü kurala uymaya özen gösterin.
  • Kimse ile kavga etmeyin. Bir tokat direk hapis cezası demek.
  • Karşıdan karşıya geçerken dikkatli. Türkiye’ye benziyor. Ezilebilirsiniz.
  • Pazarlık yapın. Özellikle pazarlarda 10 liraya alabileceğiniz şeyi size 50 liraya satmaya çalışıyorlar.

Kendime Notlar

  • Hong Kong’a 2 günden daha uzun süre için gitme.
  • Bir dahaki sefer Hong Kong’dan günübirlik Macau‘ya git.
  • Fuar amaçlı Hong Kong’a gitme.
  • Oteli Wan Chai taraflarında tut.
  • Tsim Sha Tsui taraflarını daha çok gez/yürü.
  • Çok param varsa Business Class ile uç, çünkü THY’nin koltuk araları çok dar.

17 Yorum

  1. metin ağaoğlu dedi ki:

    cok güzel yaralı bilgiler vermişsiniz teşekkürler mclerde domuz varsa tamamen aç kaldık demektir

  2. ayla önal dedi ki:

    güzel bir sunum.teşekkürler gidersek yararlanmak ümidiyle

  3. şükriye dedi ki:

    Honh kong maceranızı okudum keyifle.. Resimlerde güzeldi.. ülkeler hakkında birebir yaşanmışlıkları okumaktan çok keyif alıyorum.. Paylaşımlarınız için teşekkürler

  4. ilker dedi ki:

    Merhaba, elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Daha önce Hong kong’a iki günlüğüne gitmiştim şimdi 1 mayıs tatilini de fırsat bilip yine 2 günlüğüne gideceğim, bence de 2 günden sonra sıkar bu şehir. victoria tepesi ve teleferik bence olmazsa olmazlardan. Buppa gump’ı görmüştüm ama girmemiştim şimdi mutlaka deneyeceğim.

    Bu arada bir kaç elektronik alayım diyorum. Tavsiye edebileceğiniz güvenilir bir yer varmıdır?

    • Mustafa Namoğlu dedi ki:

      Merhaba, çok teşekkürler.

      Buppa Gump’a gitmeseniz de olur. Daha otantik yerlere gidin derim.

      Elektronik konusunda bilgim yok ama dikkatli olmakta fayda var. Çok kopya ve sorunlu ürün var piyasada.

      Sevgiler.

  5. Hakan Çifteli dedi ki:

    Mustafa Bey bilgiler için çok teşekkürler. Ben de bugün uçuyorum Hong Kong’a. Sadece şunu söylemek istiyorum; o size çarpan kişi ki büyük ihtimalle sırtındaki çantayı unutup (veya bilerek) sağa-sola dönerken çarpıyordur, ancak bu öküzlerden Uzakdoğu’da çok var.

    Sevgiler, saygılar,
    Hakan Çifteli

  6. avsar dedi ki:

    Merhaba,

    Faydalı bilgiler için çok teşekkürler. Bir hafta sonra Hong Kong’a gideceğim, anlattıklarınız çok ilgimi çekti.
    Bir sorum olacaktı. Hong Kong’a giderken buradan Hong Kong doları almak mı daha mantıklı yoksa Amerikan Doları ya da Euro ile gidip orada değiştirmek mi?

    Saygılar

  7. Şenay dedi ki:

    samimi ve içten paylaşımlarınız için teşekkürler özellikle ne yenilir ne içilir kısmı ve restaurantlar ilgimi çekti. 27 Ocak da gideceğiz hava koşulları nasıl olur bakalım:)) ayrıca tepeye çıkış macerası benzer bir iki filmi anımsattı ALLAH KORUMUŞ:)

  8. Erhan dedi ki:

    Merhaba Mustafa bey,

    iş ziyareti nedeni ile önümüzdeki hafta 7 gün süreliğine 4 arkadaş gidicez. aksam 17:30 dan sonra boşuz. yemek ve gezi konusunda neler tavsiye edersiniz. birde 4 kişi olmamız nedeni ile ulaşım aracı olarak taksi mi? yoksa toplu taşıtları mı kullanalım?

    beni en çok yemek korkutuyor. buradan zeytin peynir götüresin geliyor :))

    tavsiyeleriniz için şimdiden teşekkürler…

    • Mustafa Namoğlu dedi ki:

      Merhaba Erhan Bey,

      4 kişi olacağınız için taksi mantıklı olabilir. Fakat metro çok yaygın bilginiz olsun.

      Merkezi yerlerde Türk lokantaları var. En kötü orada yersiniz. Düşündüğünüz kadar kötü değildir.

      İyi eğlenceler.

  9. cem dedi ki:

    ben ocakda 3 haftalıgına hong konga gidip hostelde kalacam yazın güzel fakat en son da yazdığın 2 günden fazla gitmeye takıldım kaldıki ben 3 hafta kalacam , gercekden bi eyrden sonra sıkıcımı geliyor ?

Bu Yazı İle İlgili Ne Düşünüyorsunuz?