Rekabette Başarı İstiyorsan Motivasyon Şart

Sokağa çıkıyorsunuz, alışverişe gidiyorsunuz, yiyorsunuz, içiyorsunuz. Her yerde binlerce marka, mağaza ve ürün. Ciddi bir rekabet var ve bir şekilde öne geçmeniz gerek. Nasıl başarabilirsiniz?

Dün akşam (27 Mart 2015 Cuma, 21:30 civarı) eşimle birlikte İstanbul Cevahir AVM’de bulunan ESSE mağazasına gittim. Amacımız bir arkadaşımıza ev hediyesi almak idi ve ürün bakmaya başladık. Daha sonra tam ödeme yapıp, hediye paketi sorduğumuzda, kasiyer bize “hediye paketi yapamadıklarını” iletti. Sağolsun! Tarzı da, tavrı da çok itici, bıkkın ve terbiyesizceydi.

Şimdi bazılarınız “kardeşim yoğun gün, Cevahir zaten kalabalık, saat de epey geç olmuş.” gibi bahaneler tabii ki sunabilir. İyi hoş da, ben daha oradan alışveriş yapar mıyım? İhale ESSE’ye kalmış oldu. ESSE marka ve firma takdir ettiğim bir şirkettir. Fakat çalışan bu şahsın, şirket politikası bile olsa hediye paketi yapmamayı o şekilde aktarması, oradan alışveriş yapmayı kesmem için yeterli bir neden.

Peki o kasiyerin o şekilde davranmasının arkasında ne vardı? Motivasyon eksikliği.

Dönelim konumuza: Nasıl başarılı olacağız? Kendi izlenim ve görüşlerime dayanmakla birlikte söyleyeyim: Motivasyon ile. Başta kendimizi sonra ekibimizi (kardeşlerimizi) motive edeceğiz ve bir hedefe kilitleyeceğiz. Kendimizin ve takım arkadaşlarımızın nasıl motive edileceği ayrı tez konusudur fakat birkaç öneri sıralayayım:

  • Çalışanlarımız bizim öncelikle kardeşlerimiz bunu unutmayalım. Çünkü tüm insanlar kardeştir. Daha sonra onlar bizim takım arkadaşlarımızdır. Maçı kazanırsak seviniriz, yoksa üzülürüz. Bu birliktelik duygusunu takımca hissetmezseniz, kimseyi motive edemezsiniz. Hepimiz aynı gemideyiz. Bunu herkes bilmeli.
  • Maddi ve manevi başarı paylaşılmalı. Herkes ile. İstinasız. Güvenlik görevlisinden, sevkiyat sorumlusuna, pazarlama direktöründen, CEO’ya kadar.
  • Eğitmeliyiz. Takım arkadaşlarımızı sürekli eğitmeli, eğer onlardan öğrenecek birşeylerimiz var ise bunun tüm takıma faydalı olabilmesi için çalışmalıyız. Bir kişinin tecrübeleri, bildikleri o kadar değerli ki. Düşünsenize, o da koca bir hayat geçirmiş. Sizde noksan belki de ne kadar çok şeyi biliyor?
  • Sürekli gözlem yapmalıyız. Çalışanlarımızın psikolojik durumlarını, moral durumunu, sorunlarını gözlemlemeli, analiz etmeli, sessizce araştırmalı ve onları rahatlatacak en uygun yolu hızlı şekilde uygulamaya koymalıyız. Eğer onun takdire ihtiyacı var ise, anında yapmalıyız. Eğer çalışan kendini fazla önemsemeye, şirketin önüne geçirmeye başladıysa, kibar şekilde uyarıda zamanında bulunmalıyız. Eğer gözlem yapmaz ve zamanında uyarıda bulunmazsak ya şirket ya o kişi zarar görür.

Hızla büyüyen firmalarda zamanla kontrol kaybı nedeniyle zaafiyetler oluşuyor. Bunlar motivasyonu yok ettiği gibi firmayı yavaş yavaş geriye götürmeye başlıyor. Doğru insanları bulmak, onları eğitmek, onları sürekli gözlemleyerek motive etmek ve istikrarı korumak burada okunduğu kadar kolay, maalesef değil.

Ne zaman bir mağazada, restoranda kötü bir hizmet ile karşılaşsam aklıma şu soru gelir: “Acaba bu işin sahibi burada hizmet veriyor olsaydı, bana yani müşterisine nasıl davranırdı?”

Son olarak söylemek istediğim bir şey var; Rekabette ayakta kalmak hatta öne geçmek için kendimizi ve ekibimizi sürekli motive etmemiz gerekiyor. Gün sonunda hiçbir özür bahane olamaz. Size gelmiş geçmiş en iyi basketbolcu olarak anılan Michael Jordan’ın “Maybe It’s My Fault” reklam klibini izlemenizi öneriyorum:

Önerilerinizi bekliyorum.

Sevgiler, saygılar.

MN

2 Yorum

  1. Bugra dedi ki:

    Esse özelinde bilgi paylaşmak gerekirse, Esse’nin büyüme ve yayılma stratejisini hayata geçiren çok özel bir takım olduğunu birebir gözlemlemiştim. Bu takım, perakendecilik sektöründe tecrübe sahibi insanlardan oluşan, veriye ve istatistiğe çok önem veren, mağazadan gelen her türlü dataya altın gözüyle bakıp, işleyen ve geri bildirim mekanizmasını kusursuz çalıştıran dinamik bir ekipti. Ancak firma sahipleri, istenilen başarıya ulaştıktan sonra, ”Tamam, artık profesyonel ekiplere kallavi maaşlar ödemeye gerek yok, biz kendimiz de bu düzeni devam ettiriz.” diye düşünmüş olsa gerek ki, bu ekip Esse’den tasfiye edildi ve Esse’de senin de gözlemlediğin gibi, özellikle satış hizmeti kalitesinde kopukluklar yaşanmaya başladı. Her ne kadar vermiş olduğun örnek küçük gibi gözükse de, isabetli bir konuya el atmışsın, senin de belirttiğin gibi, bu sonuç, denetimin aksadığı, kontrolün kaybedildiği, en alt pozisyondan en tepe pozisyondaki çalışanlara kadar sıradanlığın artık rahatsız etmeyecek bir olay haline geldiği ve ekip algısının azaldığı her firmanın ortak kaderi.

    Bu arada bizim hediyemiz de çok güzel, bizim hediyemizi alırken yaşadığın farklı anıların varsa, paylaşmanı bekliyorum 🙂

Bu Yazı İle İlgili Ne Düşünüyorsunuz?